Tarihteki Minik! Hatalar.
- cokgezenhk
- 21 Nis
- 4 dakikada okunur
Sevgili dostlar, tarih kitapları çoğu zaman bize büyük komutanları, dev orduları, zekice hazırlanmış planları ve dünyayı değiştiren savaşları anlatır. Ancak işin perde arkasına bakıldığında, bazen koca imparatorlukların kaderini değiştiren şeyin bir kılıç darbesi ya da kusursuz bir strateji değil, küçücük bir hata, yanlış anlaşılma ya da önemsenmeyen bir detay olduğu görülür. İeltişim her şeydir bazende hiçbir şeydir. Bazen açılmayan bir not, bazen yanlış çevrilen bir kelime, bazen de başıboş bir köpek tarihin yönünü değiştirebilir. İşte hem şaşırtan hem de düşündüren bazı gerçek olaylar.
MÖ 218 yılında Kartacalı büyük komutan Hannibal, Roma’yı hazırlıksız yakalamak için tarihin en cesur askeri hamlelerinden birini yaptı. O güne kadar kimsenin ciddi anlamda düşünmediği bir şeyi planladı ve ordusunu Alpler üzerinden geçirerek İtalya’ya inmeye karar verdi. On binlerce asker, binlerce at ve savaş fillerinden oluşan ordusuyla buzla kaplı dağlara yöneldi. Rivayetlerden birine göre Hannibal, askerlerine yolun güvenli olduğunu göstermek isterken elindeki asasını sertçe yere vurdu ve bu hareket büyük bir çığa neden oldu. Gerçekliği tartışılsa da bilinen kesin şey, Alp geçişi sırasında çığlar, dondurucu soğuk, açlık ve saldırılar nedeniyle ordusunun büyük kısmını kaybettiğidir. Ancak buna rağmen İtalya’ya inmeyi başarması, askeri tarihin en büyük başarılarından biri olarak kabul edilir.
1776 yılında Amerikan Bağımsızlık Savaşı devam ederken George Washington oldukça riskli bir plan yaptı. Trenton kentinde bulunan Hessenli paralı askerleri hazırlıksız yakalamak istiyordu. Noel gecesi Delaware Nehri buz gibi hava şartlarında geçildi ve saldırı başlatıldı. Olayın en çarpıcı tarafı ise Hessen komutanı Johann Rall’a önceden bir uyarı notu gönderilmiş olmasıdır. Bir köylü yaklaşan saldırıyı haber vermek istemişti. Fakat Rall bu notu hiç okumadı. Çatışmada öldürüldükten sonra cebinden çıkan notun hâlâ açılmamış olduğu söylenir. Washington’un bu baskını savaşın seyrini değiştiren moral zaferlerinden biri oldu.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman ordusunun en önemli avantajlarından biri Enigma adlı şifreleme makinesiydi. Bu sistem sayesinde Almanlar haberleşmelerini gizli tutuyordu. Ancak bir Alman denizaltı kaptanı, denizaltının nasıl olsa batacağını düşünerek gemiyi aceleyle terk etti ve içeride Enigma cihazı ile kod kitaplarını bıraktı. Fakat denizaltı batmadı. Müttefikler gemiye ulaşıp içerideki şifre sistemini ele geçirdi. Bu olay sayesinde Alman mesajlarının çözülmesi kolaylaştı ve savaşın özellikle Atlantik cephesindeki dengeleri değişti. Bazen savaşın kaderi bir top mermisiyle değil, aceleyle verilen bir tahliye kararıyla değişir.
Dünyanın en köklü yayın kuruluşlarından BBC de tarihe geçen büyük bir hata yaptı. 1967 yılında ekonomik sıkıntılar yaşayan kurumda bazı yöneticiler depolardaki eski kasetlerin silinip yeniden kullanılmasına karar verdi. O dönem bunun ne kadar büyük bir kültürel kayıp yaratacağı düşünülmedi. Yıllar boyunca sayısız konser kaydı, televizyon programı, drama, belgesel ve tarihi spor yayını bu şekilde yok edildi. Beatles’ın bazı erken dönem görüntüleri de kayıplar arasındaydı. BBC daha sonra yaptığı hatayı fark etti ve dünyanın dört bir yanından koleksiyonculardan eski kayıtları geri toplamaya çalıştı. Ancak kaybolan hazinelerin büyük bölümü geri gelmedi.
1995 yılında Pepsi, puan toplayan müşterilere çeşitli ödüller verdiği bir kampanya başlattı. Belirli puanlara tişört, gözlük, deri ceket gibi hediyeler veriliyordu. Reklam filminin sonunda ise espri amaçlı bir sahne yer aldı. Ekranda “7 milyon Pepsi puanına Harrier savaş uçağı” yazıyordu. Şirket bunun mizah olduğunu düşünüyordu. Ancak John Leonard adlı genç bir Amerikalı oturup hesabı yaptı. Gerekli puanların para karşılığı toplanabileceğini fark etti ve puanları tamamlayarak gerçekten savaş uçağını talep etti. Pepsi reddedince olay mahkemeye taşındı. Mahkeme reklamı mizahi buldu ama şirket bir daha benzer risk almamak için reklamı değiştirip puanı 700 milyona çıkardı ve yanına özellikle “şaka yapıyoruz” ifadesi ekledi.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında ilişkileri zaten gergin olan Yunanistan ile Bulgaristan arasında 1925 yılında savaş çıkmasına ramak kaldı. Olayın sebebi ise tarihin en tuhaf krizlerinden biriydi. Sınırda görev yapan Yunan askerinin köpeği aniden Bulgaristan tarafına doğru koştu. Asker de hayvanın peşinden sınırı geçti. Bulgar askerleri ateş açtı ve Yunan askeri öldü. Bunun üzerine iki ülke arasında çatışmalar başladı. Olay tarihe “Başıboş Köpek Savaşı” olarak geçti. Küçücük bir olayın iki ülkeyi savaşın eşiğine getirmesi tarihin ironilerinden biridir.
Kore Savaşı sırasında bir İngiliz birliği, Çin kuvvetlerinin geçmeye çalıştığı stratejik bir bölgeyi savunuyordu. Sayıca çok üstün düşman birlikleri tarafından çevrildiler. İngiliz komutan üstlerine durumun vahametini bildirmek istedi ancak tipik İngiliz nezaketiyle “Burada işler biraz zor efendim” tarzında ölçülü bir mesaj gönderdi. Amerikalı üst komutan bu ifadeyi gerçek anlamıyla değerlendiremedi ve durumun idare edilebilir olduğunu düşündü. Geri çekilme emri verilmedi, takviye gönderilmedi. Birkaç gün sonra mevzi düştü, yüzlerce asker öldü ya da esir alındı. Bazen fazla kibar olmak bile savaş meydanında pahalıya patlayabilir.
1943 yılında Amerikan ve Kanada kuvvetleri, Japonların elinde olduğunu düşündükleri Kiska Adası’nı geri almak için büyük bir çıkarma yaptı. Planlar hazırlandı, askerler indirildi, herkes şiddetli bir çatışma bekliyordu. Ancak kimsenin bilmediği şey, Japonların adayı iki hafta önce sessizce boşaltmış olmasıydı. Sisli hava, korku ve gerginlik içinde ilerleyen Müttefik askerleri zaman zaman birbirlerini düşman sandı ve dost ateşi açtı. Japonların bıraktığı mayınlar da kayıplara yol açtı. Sonuçta ortada tek bir Japon askeri kalmamışken onlarca Müttefik askeri hayatını kaybetti.
Tüm bu olaylar gösteriyor ki tarih yalnızca büyük liderlerin ve dev orduların hikâyesi değildir. Bazen açılmayan bir mektup, bazen yanlış kurulan bir reklam cümlesi, bazen tercüme edilemeyen bir kelime, bazen de koşan bir köpek dünyayı etkileyebilir. İnsanlık tarihi ciddi görünür ama yakından bakıldığında içinde bolca hata, tesadüf ve ironiyi de barındırır. Belki de onu bu kadar ilginç yapan şey tam olarak budur.






Yorumlar